CAMİ AVLUSUNDA

Dolgun dudakları tanıdık bir tebessüm hatıralarımda,
Merhaba Meltem.
Yaşayanlar eskileri bilmezler,
Yaşam onlarla akıp gider,
Onlar da yaşamla;
Hiç kimse dönüp bakmaz geriye,
Herkes ileriye,
Bilinmeze keyifle.
Oysa bildiklerini hatırlasalar hüzünle, neşeyle..!

Gözlerin ve saçların nerede?

Hey sizler,
Beni dinleyenler,
Lütfen bildiklerinizi hatırlayın,
Yaşanıp atılmış sanmayın o günleri.
O günler an ve an yaşanarak tamamlandı.
Neden unuttunuz onları,
Bitti sandınız akşamları,
Bitti sandınız günün parlak ışıltısını,
Ve Salı’yı, Çarşamba’yı saldınız.

O köşedeki koltuk yemek sonrasında hep senindi.
Ve sen tüm kadınlardan daha hoş,
Ve daha etkileyici,
Saçlarının renkleri baş döndürücüydü.

Hey tatlı kadınlar,
Hey güçlü akıllı erkekler,
Yarın ne zor bilseniz,
Ve siz yarını hep iple çekersiniz.

Dünden keyif alsak,
Dalgalı kestane saçları ve dolgun dudakları hatırlasak.
Ve unutmasak iyi ve güzeli,
Kötü sandıklarımızla unutulup giden güzellikleri
Ve iyilikleri hatırlasak.

Keyifli bir akşam yemeği,
Doymuş bir nefis,
Yarım kalmış kadeh,
Ayağınıza dolanan çıplak bir ayak,
Ve sevdiğinizin sıcak bir bakışı.
Uzanan bir el,
Ve doyumsuz bir sevişmenin sonunda,
Aşk ve ter kokusuna karışan sigara dumanı.
Beyaz tavanlar,
Ve kapanan gözler.
Yıllar sonra,
Değer bilmezlikle unutulmuş bu anılar!

Ve daha sonra,
Yaşanamaz duygular ve yıllar.

Beden ne kadar hain!
Ruh ne kadar yalnız.

Hala saçlarını ve dudaklarını hatırlayan ruh,
Bu gün mutsuz ve keyifsiz.
Herkes sessizce kısaca dolaşıyor anılarda.
Bedene yalvarıyor,
Nafile,
Ne gözler, ne dudaklar, ne saçlar kalmış bedende,
Hızlı kaçışmakta dolambaçlı mazide.

Hayır, hayır dönün geriye,
Şimdi daha zor eskileri istemek.
Şimdi belki imkansız bazı bedenlerde,
Şimdi belki konuşulamaz artık yokluklarında.
Var olanlarda bugün,
Ve var olmuşlarla geçmişte,
Güzel anılar ve anlar.

Yarını arayanlar;
Yarına merak ve korkuyla bakanlar;
Sizler değil!
Onlar yazılanları anlarlar.
Dünü yaşayanlar,
Müzikte değişmeyen tınılar,
Ancak mekan ve zamanda özlenen anılar.

Güzelliğe sarıl bu akşam,
Sahnede oturan kadını hatırla,
Nerede o nefes kesen göğüsler,
Nerde onunla sevişmek için malını mülkünü verenler,
Tahta sıra,
Parlamış kirli bir etek,
Değişmiş düğmeleriyle ceket.

Hey zaman,
Seni tutacağım bir an,
Ve bırakmayacağım.
Ben istemiyorum,
Ne zaman dursun,
Ne akan zaman bensiz sürsün.

Ben bu anı, avuçlarımın içindeki zamanı kolluyorum.
Zaman bedende keyifli, Zaman bedensiz ruhta sarhoş, başı boş.
Geçmişte yaşamakta, hayatı güzel karısıyla.
Ve onun solmuş bedeni kollarında,
Dostum bu gün gezdirmekte karısını hatıralarında
Ellerinde, bakışlarında,
Bedensiz anıları yaşamak yerine,
Solmuş bedeni, sönmüş ateşi gezdirmekte, herkesin gözlerinde.

 

Nadir Elibol
Ankara-16.10.1997/22:30