BAŞARMAK

 

            Başarmak, elde etmek istediğine, belirlediğin hedefe mi ulaşmak, yoksa belirlenenlere mi ulaşmak?

            Sizin istedikleriniz ise iş kolay! Ona ulaşmak, onu elde etmek için insan her şeyi yapar, Her şeyi göze alır, ama hedef başkalarının belirlediklerine ulaşmak ise; iş çok zordur.

            Çoğu zaman ya belirlenen size çok uzak olur veya siz hedefe çok uzakta olursunuz. İşte o zaman hedefe ulaşabilmek daha önemli hale gelir, hatta imkansız da olabilir, belki hedef olmaktan bile çıkabilir. Başaramazsanız, hele yapabilirliğiniz hiç yoksa, hedef çok ama çok uzaksa eyvah o zaman. O zaman derinden bir sızı başlar sizin için. Uzaktaki hedef artık başarılamazdır. O sizin için artık başarı olmaktan çıkmıştır. Siz de derhal onu hedef olmaktan çıkartırsınız, küçültürsünüz kafanız da onu, hatta gereksiz sayarsınız, böylece çözülür problemler sizin için.

            Aksi bir durumda kendinizi zavallı ve aciz sayacak değilsiniz ya, güçsüzlüğün yerine bir başka düşünce kafanızda oluşturursunuz. Başaranlar sizden daha zavallı görünür gözünüzde bir anda. Onların ki başarı olmaktan çıkar, onların ki bir şanstır, onların ki belki bir kısmettir artık sizin gözünüzde. Siz başlarsınız yazmaya, kızarsınız ona buna ve hiç kendinize bir pay koymazsınız başarısızlıkta. Sizin için her şey tamamdır, gizliden bir megalomanlık sarar vücüdunuzu. Karşınızdakinin arabası da kötüdür zaten, saçları da, hele konuşması, ya bitirdiği okullar, kitaplar, ya konuştukları, hepsi boştur artık senin için.

            Kimse söylemez size kıskançlığınızı, siz gizliden kıskanç, siz gizliden huysuz, kaprisli, siz kendini beğenmiş olursunuz.

            Ah! İşte tam burada başlar, aslında başarısızlık. Çünkü sizin için kabul edilemezdir başarısızlık. Artık her yol size açıktır. Haince bir karar, verilen bir zarar, üzerine basılıp geçilen bir yarar oluverir başarısızlık.

            Gözü döner, artık insanın, başarmak için. Adı başarmak olur artık, çalmanın, almanın, yıkmanın, parçalamanın. Akar gider gün içinde, durmak bilmez insan. Gece bile yetmez ona. Her an, her durum kaybolur gider gün içinde. Ne aynada, ne suda görür aksini, artık o, o değildir. O başka bir şeydir, başka biridir. Alev alev yükselir yüzünde eskiden kalma, utanmak ve çekinmenin kırmızılığı, kimse bilmez, o hırsın kızıllığını.

            Eskisi gibi kıskançta değildir, bencil de değildir artık, artık o başkasıdır. O başarandır. O görmez gözlerle bakar ta uzaklara, bakar sanırsın, sizin yanınızdadır ama başka yerdedir, artık.

            Sen artık sen olmayınca, başarmak sana ait olur mu? Senin ki başarmak olur mu? Başarı başkasınındır.

            Oysa başarmak, sana ait olmalı, senin olmalı, başarmak kolay olmalı, kendiliğinden ve sen, sen iken olmalıdır.
            Başarmak şansla olmalı, Tanrı’nın verdiği akıl ve bilgelik, onun yazgısı ile olmalıdır. Çoğu kez de öyledir aslında. Kişi ben başardım der, oysa onun başardığı ona sunulanı, onun önüne geleni fark etmesinden ibarettir. Çoğu kez yine o fark etmese bile, şans kendini defalarca ona belli eder, kimi kez önünden geçer, kimi kez önünde dikilir bir engel gibi, bazen de bir bela gibidir, hatta bir tehlike gibi durur önünde insanın. Kişi onu böylece zorla fark eder, kolunu kaldırır, avucunu açar havaya, dökülür bilmeden mal mülk kucağına. Önceden göremediği, fark edemediği tehlike ile kimi kez sonradan başarıyı fark ettiğinde risk aldım der, oysa o ne risk almış, ne de  karar vermiştir. Yalnızca önünden geçerken dokunuvermiştir, şansa.

            Kişi başardım sanır başardıklarını, oysa başarısı ya bir başkasının ortak olduğu başarısı ya da yararlandığı başarısızlığıdır.

            Başaramazsa, başkalarının hedefleri olduğunu söyler, başarırsa da sanki kendi hedefleridir, yaşananlar.

            Ah ne kurnazdır insanlar, başarılıların etrafında dönerler, paralı, mevkilileri severler.Oysa yarın başkasının hedefindeki başarının, yine onlarla sona ereceğini bilseler, başardım dediklerinin evi kadar, arabası kadar olduğunu bilseler, aslında başarmanın ne olduğunu bilseler, çok az konuşurlar, çok az öğünürler, katlarla, taşlarla, arabalarla.

            Bilseler, başarmak, akıllılar için dikkatlice gözlemek ve kollamaktır yalnızca yaşananları. Kimi kez de avcı gibi tutuvermektir, şansı ucundan. Başarmak sürüp gidendir, gece gündüz gibir. Beklemek gece gibi sessizce, yakalamak şansı gündüz gibi çevikçe.

            Bilseler, gece gündüzün, gündüz gecenin, başarmakta başarısızlığın peşinde.

            Bilseler başarmakta veya başaramamakta, yaşamakla.

      

Nadir ELİBOL
ANK. – 30.06.2007